Bugün dünyadaki gelişmiş ülkelerin
insanları depreme dayanıklı konutlarda
oturmaktadır. En son geliştirilmiş teknolojilerle üretilen ahşap
konutlar, depreme karşı betonarme konutlara kıyasla ve sadece ağırlık
farkından
dolayı
en az 10 kat daha fazla dayanıklıdır. Ahşap taşıyıcı sistemin esnek
davranışı,
malzeme olarak ahşabın kullanılması ve panellerin birleşme detaylarındaki
özellikler nedeniyle deprem yükleri yumuşatılmakta ve etkisiz hale
getirilmektedir. Bu ise sistemi, mevcut sistemler arasında depreme
en çok dayanıklı olan
sistem haline getirmektedir.
Ahşap en eski inşaat malzemelerinden biridir. İşlenmesi kolaydır, hafiftir,
mukavimdir, ses, ısı ve elektrik yalıtımında mükemmel özelliklere sahiptir.
Ahşap Türk insanına geçmişte yabancı olmamakla birlikte son 50 – 60
yıl
içinde unutulmuş ve Türk insanına yabancılaşmıştır. Bu yabancılaşma
giderek ahşap konusunda Türk insanını yanlış yorumlara götürmüştür.
Ahşap geçmişte
sadece konut sektöründe değil, aynı zamanda köprülerin yapımında, cami,
kilise ve anıtsal yapıların yapılmasında kullanılmıştır. Ahşap, diğer
inşaat
malzemelerinin yetersiz kaldığı mimari sorunları çözebilen bir malzemedir.
Ahşap yüksek bir taşıma gücüne sahiptir. Bir kilogram ahşap, bir kilogram
beton yada çelikten fazla yük taşır.Geniş açıklıklar ahşap ile kolonsuz
olarak geçilebilmektedir. Bu tür yapılarda, ağır olması nedeniyle beton
veya çelik kullanılamıyor.
Beton ağırdır. The Economist’e
göre Türkler 17 Ağustos 1999 tarihinde
yıkılan ağır binaların altında ezildiler.
Isı geçirmeme ve kömürleşme özellikleri
nedeniyle ahşap karkas yapıların
yangına direnci genel kanının aksine beton ve çelikten daha üstündür
Almanya’da
çelik konstrüksiyonlar yangına dirençli olması için ahşap ile kaplanmaktadır.
Çeliğin genleşme katsayısı yüksek olup çıplak çelik yapılar normal
bir yangına ancak onbeş yirmi dakika dayanabilmekte ve yapı ikaz vermeden
anında
çökmektedir. Amerika’da 11 Eylül 2001 terörüne maruz kalan ikiz kuleler
bile çok gelişmiş detay ve mühendislik hesaplarına rağmen ancak 45
dakika dayanabilmiştir.
Ahşap, kaynağı yenilenebilen tek yapı malzemesidir. Üretimi ve işlenmesi
için gereken enerji çok azdır.Dönüşebilir bir malzemedir. Bilinenin aksine
ahşap kullanmak ormanları azaltmaz, ormanların yaşamasını ve sağlıklı bir
ortamda çoğalmasını sağlar. Genç ormanların karbondioksidi fotosentez yoluyla
filtre etme kabiliyeti yaşlı ormanlara kıyasla daha yüksektir. “Greenpeace”
bu nedenle yapı sistemlerinde ve doğramada ahşabın kullanılmasını önermekte
ve teşvik etmektedir.
Son yıllarda yaşadığımız deprem felaketleri bizlere Türkiye’nin %90’ının
deprem kuşağında olduğunu hatırlattı. Dünyada gelişmiş bir çok ülke aynı
kuşakta olmasına rağmen depremlerin sonuçları aynı değildir. Çünkü kabul
etmemiz gereken bir gerçek var: Felaketlerin kaynağı sadece deprem değildir.
Asıl nedeni kontrol edilemeyen çarpık kentleşme ve yalnış yapı sistemleridir.
Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde Türkiye’de kullanıldığı kadar betonlaşma
yoktur. Ülkemizdeki yapıların %90’ı betonarme iken benzer deprem felaketlerini
yaşayan Amerika’daki konutların %90’ı ahşaptır. Cumhuriyet sonrası yoğun
biçimde yaygınlaşan betonarme yapı sistemleri bizlere geleneksel ahşap
yapı kültürümüzü unutturmuş ve hatta giderek yabancılaştırmıştır.
Oysaki ahşap yapılar betonarme yapılara kıyasla çok daha güvenlidir. Çünkü
ahşap yapılar; beton, tuğla, çelik ve benzeri yapı malzemelerine kıyasla
çok daha hafif bir malzeme olup aynı ağırlıktaki diğer malzemelere kıyasla
daha çok yük taşır. Sonuç olarak, ahşabın sağlamlık-ağırlık oranı çok daha
yüksektir.
Ahşabın bir diğer özelliği elastik yapıda olmasıdır. Bu özellik nedeniyle
ahşap yapılar, deprem anında oluşan şok şeklindeki kuvvetleri absorbe etmekte
ve binaların kırılmasını önlemektedir.